28 Şubat 2021 Pazar

Yaylada Sadeyağ Yapımı

1 comments

Günümüzde gıda terörizmi diye bir kavram var. 

Ne yediğimizi, ne içtiğimizi bilemiyoruz. Teryağlarına margarin karıştırılıyor mesela.

Bugün Vâdi-i Meram yaylalarından biri olan Evgaret'te sadeyağ nasıl yapılıyormuş görelim.

Buradaki tarif teyzemin kızı Hanife Adıgüzel'e ait. Bu konuda söylediklerini 5 Ekim 2016 tarihinde yazdım.

Evgaret yaylasında süt makinesi daha yokken basit yöntemlerle yağ şöyle yapılırmış:

"İki teneke kadar süt, ahşaptan oyulmuş tekneye boşaltılır. Üzerine çığ konur. Çığ, üzeri ızgara gibi ince ağaç dallarından yapılmış ahşap bir malzemedir. Bunun üzerine süt dolu bir tekne daha konur. İkinci bir çığ daha örtülür bunun üzerine ve kaymağı çıkana kadar süt sabaha kadar öylece bırakılır. Elde edilen kaymak sırçalara boşaltılır. Sonbahar gelince sırçalardan çıkarılan kaymak yıkanır ve misler gibi yağ elde edilir."


 


31 Ocak 2021 Pazar

Üç Yörük Yemeği

0 comments

 


Aşağıda üç tane yörük yemeği tarifi veriyorum. Bu ilk oluyor. Yemek elbette Türk kültürünün ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Kaybolup giden geleneklerimize sahip çıkmaksa görevimiz. Tarifler Vezir aşireti kadınlarından derlenmiş. Ben de Yeni Konya gazetesinin Mehmet K. Gündoğdu imzalı 7 Ekim 1995 tarihli nüshasından aldım.

Tavuklu Pirinç Çorbası:

Suyun içine pirinç atılarak kaynatılır. Tavuk haşlandıktan sonra didiklenerek suyla pirincin içne atılır. Başka bir kapta çırpılan yumurta ilave edilir. Tuzu atıldıktan sonra pirinç eriyinceye kadar kaynatılır.

Daloz:

Süt tencereye konularak kaynatılır. İçine biraz çökelek (sütün kestirilmesiyle elde edilen tuzsuz peynir) katılır. Hafif kızarıncaya kadar kaynatılır. Sonra biraz un kavrulup içine atılır. Karıştırılarak biraz daha kaynatılır. Ocaktan indirildikten sonra 2 gün bekletilir. Yenileceğinde yeniden pişirilip üzerine yağ dökülür ve şepit ekmekle birlikte yenilir.

Sütlü Çorba:

Su kaba dökülür. Ateşe konur. kaynayınca içine buğday yarması katılır. Bunun üzerine de süt ve kekik otu ilave edilerek pişirilir. 

31.01.2021

4 Aralık 2020 Cuma

Osmanlı Zamanında Vâdİ-İ Meram (Nüfus ve Gelİrler)

0 comments

 "Osmanlı Devleti’nde Konya şehrinin tarihi süreç içerisinde sürekli bir değişim gösterdiği ve arttığı anlaşılmaktadır. Yavuz Sultan Selim döneminde Konya’da 79 mahalle bulunurken, III. Murat Döneminde mahalle sayısı 123 olmuştur. 

 

50- 60 yıl gibi bir sürede yaklasık 44 mahalle artmıştır. III. Murat’ın kaydettirmiş olduğu tahrir defterlerinde Konya mahalleleri ve bu mahallelerde bulunan mükellef sayısı aşağıda belirtilmiştir. 

Buna göre III. Murat dönemi Konya’daki mahallelerden biri de 59 mükellef ile Değirmen deresi (Meram vadisinde) kaydıyla geçiyor.  

 

Buna göre Vâdi-i Meram mahallesinin diğer eski bir adı da DEĞİRMEN DERESİ oluyor." 

 

 

XIX. Yüzyılda ise Konya’nın Mahalleleri arasında en büyük ve en çok nüfusa sahip olanı 184 hane ile Vadi-i Meram. 

İncelememiz dönemiyle ilgili elde edilen bilgilere göre, Konya’da 145 mahalle, 39 karye ve Sudirhemi Nahiyesi ile Nefsi Silleye Reaya Karyesi’ne ait 6 mahalle, toplam 8723 hane bulunmaktadır. Mahallelerde bulunan hane sayılarına baktıgımız zaman, bazı mahallelerin çok büyük bazı mahallelerin ise çok küçük oldugunu görmekteyiz. 

 

En büyük mahalle, 191 hanesi bulunan Kerim Dede mahallesidir. Bunların dısında, Vadi Meram 184, Büyük Sinan Mahallesi 147, Bolatlar Mahallesi 120, Karaçagan Mahallesi 106, Zincirlikuyu Sarnıç Sokagı 94, Ulu Irmak Saki Cemaati ve Hacı Cemil Mahallesi 91 haneden olusmakta olup, diger büyük mahallelerdir. Bu kadar büyük mahalleler oldugu gibi, çok küçük mahalleler de vardır. Örnegin, Göçük Mahallesi 1, marat mahallesi 3, Kalecik Mahallesi 4 haneden olusur. Dolayısıyla da en küçük mahalleler de bu mahallelerdir.


Fiziki Durumdan Esinlenerek simlendirilen Mahalleler:

İsimlerini dağ, tepe, ırmak, çukur, ova gibi fiziki özelliklerden alan mahalle isimleri: Akçesme, Ulu Irmak Saki Cemaati, Terhane, Sadırların Kayacuk Mescidi, Kayacuk Arapları, Nehri Kafur, Nisan Tası, Kalecik, Vâdi-i  Meram gibi mahalleler isimlerini fiziki yapılarından almıstır.

Konya’da Temettuât Vergisinin Degerlendirilmesi

İnceledigimiz defter Hicri 1257( 1841) tarihini defteri olması nedeniyle temettuât vergisinin uygulamaya konulmasının hemen ertesi yılına aittir. Bu defterdeki bilgilerin oldukça sınırlı olması nedeniyle, vergilerin neye göre alındıgını tam olarak ortaya koyamadık. Bu vergilerin en önemli özelliginin hanelerin gelir düzeyine göre belirlendigini düsünecek olursak, bu gayet normaldir. Defterde mahalleler belirli vergi sınıflarına ayrılmıs olup, herkese esit derecede vergiler dagıtılmıstır. Dagıtılan bu vergiler iki taksit halinde; birisi mayıs digeri kasım ayında alınmıstır. Defterde sadece mahalle adları, vergi sınıfları ve vergi mükelleflerinin adları vardır. Dolayısıyla bu defterlere bakarak, vergi mükelleflerinin yaptıgı isi ve gelir düzeylerini tam olarak tespit etmemiz mümkün degildir. Ancak, vergi mükelleflerinin isimlerinin basında bulunan meslek adlarından vergi mükelleflerinin ne is yaptıgı hakkında bilgi sahibi olabiliriz


Vergilerin sınıflandırılmasına göre hane sayısı
1.Sınıf  2.Sınıf  3.Sınıf  4.Sınıf  5.Sınıf  6.Sınıf  7.Sınıf  8.Sınıf  9.Sınıf  10.Sınıf  11.Sınıf Toplam
8            13           16          41        40         46          20                                                       Toplam: 184

Mahallelerden sınıflara göre alınan vergi miktarı
1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf 9.Sınıf 10.Sınıf 11.Sınıf Toplam
1193    1288      1266    2424    1956   1631     382                                                      Toplam: 10141


Hicri 1257( 1841) tarihini deftere göre Vadi-i Meram Konya'nın en fazla vergi veren mahallesi durumundadır.


Kaynak: MEHMET YILMAZ, Konya merkez kazası temettuatı 1841-1842, Niğde Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / İlköğretim Anabilim Dalı, 2006


29 Kasım 2020 Pazar

İbretlik Bir Belge

0 comments

 Cumhuriyet, 31 Ağustos 1932



 

 

26 Kasım 2020 Perşembe

Vâdİ-İ Meram Mektebİ'nde Görev Yapan Bİr Öğretmen: Abdullah Işığı (1902-1985)

0 comments

 

 


1318/1902'de Konya’da doğdu. Babasının adı Eskici Hafız Ahmet Efendi, annesinin adı Fatıma Hanım’dır.
Hafız Ahmet Efendi, 1260/1844 yılında doğmuş 1338/1922 yılında Konya’da vefat etmiştir.
Uzun yıllar köylerde öğretmenlik yapan Abdullah Işığı, 17 Eylül 1956’da Konya valiliğine bir dilekçe vererek Konya merkeze tayinini istedi. Dilekçesi şöyledir: “1341 yılı Şubat ayında öğretmen olarak vazifeye başladım. Bu duruma göre 31 yıldır fiili hizmete sahip bulunuyorum. Bu müddet içerisinden hep köylerde çalıştım. Hizmetimi ve köylerde çalıştığım görevler bu yazıya lüzum bulunduğundan gereğinin yapılmasını müsaade ve saygılarımla arz ederim. Abdullah Işığı Yarma”
Bu dilekçeden sonra 26 Kasım 1956’de Konya (Meram) Dere İlkokulu’na tayini çıkan Abdullah Işığı, 42 yıllık bir öğretmenlik hayatından sonra Dere İlkokulu’nda görevde iken 13 Temmuz 1967’de yaş haddinden dolayı emekliliğe sevk edildi. 


Abdullah Işığı 1985’te Konya’da vefat etti. Hacı Fettah Mezarlığı’ndaki kabir taşında: “Merhum Taşkentli Eskici Hafız Ahmet oğlu öğretmen Abdullah Işığı, d.1317-v.1985” yazılıdır.

Kaynak: Ahmet Çelik, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Konya Öğretmenleri, Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları: 414, 2020, s. 323