25 Aralık 2008 Perşembe

Meram Dere'ye Tepeden Bakış

0 comments

(Altınapa Barajı: yükseklik 1245 metre)

(Solda Altınapa Barajı, sağda Konya ve aradaki vadi Meramdere.
Yükseklik 1183 metre.)
yükseklik 1088 metre
Google Earth'den...


1 Ocak 2008 Salı

Konya'nın Tükenen Hayat Kaynakları

0 comments
İsmail Detseli, geçmişten bugüne tükenen Meram Çayını ve derelerini yazdı...

Bugünkü yazımda Konyamız için çok önemli olan bir konuya değineceğim. Konya’nın can damarı sayılan ve asırlardır Konya yeşilliğine hayat veren, hatta türkülere konu olan tarihi Meram çayının ne gazel suyu, ne güzel suyu kaldı. O şakır şakır ırmaklardan akarak tarlaya bahçeye bağa ağaca ekine çimene hayat veremiyor oluşunun hazin hikayesi… Şimdi sadece insanların midesine hizmet eder oldu bu güzel çayımızın güzel suyu.

Meram çayı yıllarca Meram’ın, Dere’nin Lalebahçe’nin Dörtokka’nın Harmancık’ın Karahüyük’ün Hasanköy’ün bahçelerine hayat verdi, hatta Sedirler’den Keçeciler’e kuzeyde Yaka’ya ve Hocacihan’a oradan Araplar’a kadar uzanıp sebze ve meyveye lezzet kattı. 1995 yılı itibarı ile önüne gem vurulmuş. Ve bu hizmeti artık sebze meyveden insanlara yönelmiş. İşte Meram’ın yeşilliği türkülere konu eden bu çayını 1967 öncesi baraj yapılmadan ve bir de baraj yapıldıktan sonrası diye ikiye ayırmalıyız. Önce gelin barajdan önceyi ele alıp çayın beslenme kaynaklarını öğrenelim aslında beslenme kaynaklarında şimdide pek kayda değer bir değişiklik yok ama ne var ki. O günün bereketli yağmurları ve dağlarda yayılan sürülerin bıraktığı doğal gübrelerin bu çay vasıtası ile Konya’ya akarak Konya bağ ve bahçelerine serpilip o doğal hormonsuz sebze meyveye ekine bağ bahçeye hayat verişi bir başka idi. En basit örneği de Karahüyük, Harmancık, Lalebahçe, Durunday, Meram ve Dere gibi yerlerde yetişen o leziz Selbasan kavunu, karpuzu, sebze meyvesi idi. Sonra 1967’de Altınapa barajı olarak suya gem vurulunca Konya’ya sel olup gelmesi de bir nevi önlendi. İşte Konya’da adı sık sık duyulan Çakılırmak, Uluırmak, Tırılırmak gibi ırmakların varlığı da artık birer mazi oldu. Önce barajı besleyen dereleri, dağları, çeşmeleri ele alıp, tanıyıp sonra da Konya’daki Meram çayından dağılan ırmakları ve çayları, yaşanan anıları ele almaya çalışacağım. Bendeniz bu konuda büyük bir şansa sahip oldum, Allah’a hesapsız şükürler olsun. Bu barajımızı besleyen dağları ilçeleri ve köyleri çok gezme fırsatım olduğu gibi Konya’nın merkez ilçelerini ve köylerini de uzun yıllar gezme fırsatı buldum. Bu yeşillikle Konya’nın dünyada isminden söz ettiren Meram’a has bir Konyalı kız türküsü buraya uygun düşer değil mi?

Konyalı Kız
Yeşil olur şu Konya’nın Meram’ı

Konyalı kız depreştirdin yaramı

Ayrılığın oku da girdi bağrıma aman

Karlı dağlar yarla açtı aramı

Yüce dağlar yarla açtı aramı

Konyalı kız edalı kız

Yaktın beni belalı kız

Var git çoban var git halimi bildir

Sensiz sona erdi Konya’da bıldır

Ya gel ya beni yanına aldır

Karlı dağlar yarla açtı aramı

Yüce dağlar yarla açtı aramı

Konyalı kız edalı kız

Yaktın beni belalı kız

Bu güzel Konya türküsünden sonra barajın su besleme kaynaklarına gelirsek… Konya’dan baraja varmadan sağa ayrılan yol, beslenme kaynaklarına doğru bizi taşır. Sulutas köyünün batısından doğan bir dere ile başlayıp Küçükmuhsine deresi ve pınarları Ulumuhsine köyü deresi ve pınarları ile yol üstünde bulunan sayısız çeşmeleri geçip en büyük su kaynağına sahip Başarakavak beldesine gelinir. Burayı geçince sol tarafta güneye doğru 7 km içeride bir vadide bulunan (Bulamas) Dilekçi Akpınar aynı köy üçü de (Sadece bu isimleri almıştır) buranında su kaynakları oldukça zengindir. Buradan geç sağda Tepeköy deresi var ama pek verimli değildir su açısından buranın yaylası olan Uzundere yaylasının da suyu yine bu baraja akıyor, solda yine Zaladın (Selahaddin) köyü deresi ve Kalburcu (güneyköy) dereleri de çok zengin su kaynaklarına sahip çaylardır. Bu verimli dere kıyılarında çokça bulunan kavak ve söğüt ağaçları suyu bir nebze engellese de yine de beslenme kaynağı olarak çok mühim derelerdir. Buradan geçelim en verimli dere olan Mülayim deresine… Mülayim köyü deresinin kökeni Derbent’in yüksek dağları olan Temmuz’un 15’ine kadar kar tutma özelliğine sahip yüksek dağlardan aldığı şifalı suları yıl boyu Altınapa barajına akıtır. Yolumuz Mülayim köyüne dönmeden eskiden yol kenarında dereye nazır bir değirmenin varlığı da bu derelerin Yeniköy çayı Hasaniçi koruluğundan inen dereler Sığırcık deresinin değirmen döndürmeye muktedir bir dere olduğunun kanıtıdır. Bu, Derbent’in doğu dağlarının eteklerine varıncaya kadar sağlı sollu verimli ve bol kar tutan dağlarda baraj sularının beslenme kaynağıdır.

Dutlu, Çayırbağı, Mukbil, Beypınarı ve Kırankaya
Şimdi barajın sadece öz kaynaklarının ana damarlarını belirttik ama bunlara ilaveten bir de bu yolun Beyşehir’e doğru barajın sol tarafındaki dereler ve su kaynaklarından söz edersek…

Tarlalarının çoğu baraj içinde kalan bir köy var: Değirmenköy… Bundan 20 sene kadar önceleri bu köyde yaşayan insanlar vardı. Çok da şirin bir Anadolu köyü niteliğinde idi köy.. “Şimdi kimse kalmamış” dediler, beni çok üzdü bu durum. Bu köyün dereleri ve Ulumuhsine köyünün güneyinden akan dereler Kızılviran Dinlenme Tesisleri’nin bulunduğu Erol Güngör Çeşmesi’nden doğuya bakan güneydeki Loras dağının devamı niteliğinde olan ama esas adının Çamurlu İyret olarak bilinen dağlardan akan dereler ve bol karların bulunduğu tepelerin ve Loras’ın eteklerindeki Eberdes yaylasının dereleri Salalı yaylası yanından yine baraja bol ve verimli sular akıtarak barajı besler dedikten sonra barajdan dereye doğru az ama verimli bahçelere inelim ve ilk Konya’da elektrik üreten santralin bekleme evine doğru gelelim.

Dereden inerek Meram’a vasıl olan çay, yıllar öncesi Meram’ın yeşil tepelerini motopomplarla sulayarak Tavusbaba’dan ta Dutlu’daki askeri atış alanına kadar bir yeşil dokunun da ana su beslenme kaynağı idi. Son yıllarda bu tepeleri gezenler zaten kilsi torağa sahip ama burada suyun verdiği güçle ayakta duran ağaçların nasıl bir hal aldığını yakından görüp çok üzüleceklerdir. Daha Meram’a inmeden Dere Mahallesi’nin içlerinden ayrılan ırmakla Huzurevi’nin ve eski Göğüs Hastanesi şimdi Tıp Fakültesi’nin üstünden de geçerek ta Hocacihan bağlarını sulayan ırmaklar Yaka’ya, Aşkan’a akan ve buralardaki bahçe bağlara hayat veren ırmaklar 1950-60’lı yılların ve daha sonraları çok evin yapılması ile aralarda yine de birer parçada olsa bahçe olarak hizmet eden yerleri sulaması hep zihinlerimizde birer hatıra olarak kaldı…

Gelelim Meram Çayı hatıralarına ve o çaydan Konya ortalarına Meram yöresine ve Lalebahçe Karahüyük, Harmancık, Durunday, Hasanköy, Kovanağzı Ve Tırılırmak Uluırmak’tan Karaaslan ve Saraçoğlu’na kadar uzanan kanal ve ırmaklara ve oralarda yaşanan anılara. Ben Meram yöresine daimi ikametli olarak 1978 yılında geldim. Ondan evvel de köy yolumuzun üzeriydi ve zaten semtin yabancısı da değildim.

Lalebahçe’de tuttuğum 6 dönümlük 15 bin metrekare tarla ve bahçeyi ekip dikmek içindeki kayısı armut elma gibi her çeşit meyveden faydalanmak için tabiî ki suya ihtiyacımız vardı. O yıllarda bu semtlerde o kadar sık evler yoktu. Her taraf bahçelik bağlık kocaman bağ puştaları vardı. Bir bağa su girdi mi o koca ırmağın suyu en az 24 saatte ancak sular çıkardı bağlardan. Bunları sulamak için de zaman ve arkadaşlık lazımdı. Biz de mahalleden 6-7 arkadaş birleşirdik ve giderdik meram çayına bent bağlayıp su tutmaya.

Mahalle sakinleri birleşerek nöbetleşe Meram çayında kepenek ve paltolarla yatar, bir kısmımız bendi yıkmasınlar diye beklerken bir kısmımız yolda ırmak takibi yapardı. Bir kısmımızda tarlasını bahçesini sulardı sulama işi biten bir öbürüne haber verirdi. İki, üç, beş gün yardımlaşarak sulama işini tamamlardık. Şimdi bizim ırmak çaydan tutulduktan sonra eski yolu takip ederek gelir Ayanbey köprüsünün karşısından girer orada bir kolu ayrılıp Durunday Anasultan mezarlığının altından Sırrı Sandıkçı’nın bağından Karayühüyük’ün içlerine kadar gider ve Alakova’ya doğru uzardı.

İkinci ayrımı Çakılırmak tarafına gider yine Durunday’ı içine alarak Çakılırmak’tan bir kol daha ayrılır Lalebahçe okul sokağını takiben bahçeleri sulayarak Harmancık yöresine giderdi. Üçüncü ayrımı ise Kazanbendi’den ayrılır bir kısmı Gözönü Çiftliği’nden devam ederek Selbasan’a kadar gelirdi. Bir kısmı da Harmancık sokağını takiben bir kaç kola daha ayrılırdı. Bütün yöre halkı da bizim gibi imece yaparak sulardı, bahçesini tarlasını. Bu ırmakların bakımcısı ve idarecisi olarak baraj yapımından önce de sonra da aşağı yukarı her mahallenin birer havalası yani su sırası gelenlere haber verip onların bağ bahçesini sulamasını sağlayan kişisi vardı. Havala yani havale eden manasına adlandırılan kişilerdi bunlar. Onlar her bağı bahçesi olanın yerlerini bilir ona göre sahiplerine haber verirdi…

Bir gece evimi sular basmış
Bir sabah kalktım ki bizim evi sular basmış. Bahçe içerisindeki evimin temellerinin üzerine kadar su dolmuş. Gece Harmancık’ta imece yapan birkaç kişi sen evvel sulayacaksın ben sulayacağım diye tartışmışlar. Meram çayından çokça tuttukları suyu paylaşamamışlar. Biri gece çıktığı gibi bizim ırmak boyundaki bütün avgas saclarını çekip bizim bahçelere suyu verince sabahlara kadar akan sudan bahçeler dolmuş, evlerimizi de sular basmış. Failini de bulamadık o zararı çektik sineye…

Bunları da çok yaşardık. Eğer ben bu ırmakların bütün hepsini yazıp kollarını ayırsam sayfalar yetmez. Yalnız şunu ifade edeyimki Meram’ın Lalebahçe’nin Karahüyük’ün Harmancık’ın hatta Konya’nın hayat kaynağı bitti, gitti. Bununla beraber tabi yeşillik de bitti. Allah Konya’nın ve Konyalılar’ın sonunu hayretsin. Saygılarımla

(memleket gazetesi)